Haluk Özümerzifon 'un
WBT Nextgen 0710 Cu Hoparlör konektörleri
ile ilgili görüşleri:

 

12/6/2006

Dün akşam WBT-0710 Cu konektörleri hoparlör tarafına bağladım sonunda. Biraz uğraştırdı (3 saat, Genesis "crossover" kutusunu banka kasası gibi yapmış) ama sonuç çok olumlu: Ses daha dolgunlaştı ve rahatlık geldi.

Şimdi de ARC amplinin 4, 8 ve 16 Ohm bağlantılarıyla uğraşıyoruz.

Gelişmeleri duyuyurum.

Haluk

 

15/6/2006

Saat geceyarısı 01:00'i geçti, sonunda WBT-0710 Cu'lar ARC VT200'e de takıldı ve ilk izlenimlerimi seninle paylaşmak istedim:

Hoparlör tarafını hallettiğimde duyduklarım, doluluk (gövde ve sesin zenginleşmesi) ve rahatlık (eforsuzluk) katlanarak arttı ve ayrıca daha önce farkedemediğim bariz bir özellik ortaya çıktı: orkestra enstrümanları aynı ortamda çalma özelliğini kaybetmeden birbirinden daha rahat ayırt edilebilir oldular. Çok ilginç ve çok güzel bir yetenek... sololarda daha canlı çalıyorlar, birlikte çaldıklarında ise, istediğine daha rahat konsantre oluyorsun veya hepsinin ayrı fakat ortak birlikteliklerinin zevkini çıkarıyorsun. Sebebinden tam emin değilim ama düşüncem "background darkness" ın daha koyulaştığı, sessizleştiği yönünde.

Artık amfi tam ısındı, analoğa geçip sesi biraz açacağım...izlenimlerimi ise artık başka bir gün yazarım.

Esenlikler...

Haluk

 

16/6/2006

O gece bir plağı bile zor dinledim çünkü o kadar yorulmuşum ki, neredeyse dinlerken uyuya kalıyordum (plak ve iğne için hiç hoş birşey olmayacaktı tabii (ah, nerede o eski otomatik pikaplar). Her neyse dün 5 saat analogla olayı dengeledim. Şu anda da Revox B77'den yine analog kayıt dinliyorum.

Bütün kaynaklarda sonuç aynı: Altta yazdıklarımın altını çiziyorum. Özellikle az mikrofon ile yapılan kayıtlarda, mekan birlikteliğini bozmadan enstrümanların tek tek daha net seçilebilme özelliği çok açık ortaya çıkıyor. Örneğin şu anda Bill Evans'in Haziran 1980'de kaydedilen "The Final Village Vanguard Sessions" (Mosaic Records)'un teyp kaydını dinliyorum. Belli ki az mikrofonla hiç bir akustik önlem alınmadan yapılmış bir kayıt. Eskiden bu kaydı biraz boğuk ve sesleri üstüste binmiş bulurdum. Ancak şimdi enstrümanları rahatça lokalize edebiliyorum ve seslerin mekan içinde yayılışını hissedebiliyorum. Bu arada jazz lokalinin genel atmosferi de zaten kayıtta bulunduğundan, dinlemesi çok zevkli oluyor. Hani neredeyse garsondan bir bira da ben ısmarlayacağım.

Ancak son dinlemelerimden sonra, sebep-sonuç ilişkisiyle ilgili evvelki gün yazdıklarımın bu durumu açıklamak için yeterli olmadığı görüşüne vardım. Yeni izah tarzım şöyle: Kaygan satıhlı, yuvarlak bir borudan hızla su aktığını düşünelim. Sonra bu su geniş, kup şeklinde kapalı bir rögarı doldurduktan sonra yine aynı tip borudan akmaya devam etsin. Rögarda ortaya çıkan türbülansdan dolayı olan enerji kayıpları, sesin "body" (gövde) ve "effortless" (eforsuzluk) özelliklerinde kayıplara yol açıyor olmalı. Ancak çizdiğim resimde önemli bir fiziksel olay daha oluyor: "First in-first out" modeli bozuluyor. Rögara ilk giren su molekülleri, türbülans yüzünden, devam eden boruya ilk girmiyor olabilirler, hatta sıranın bozulduğuna kesin gözüyle bakabiliriz. Buyrun size ses sinyalinde yaratılan bir kaos. Şimdi bir de borudan değişik yoğunlukta sıvıların (su+yağ+alkol) aynı anda aktığını düşünelim... rögarda kaos artar, ayrışımlar başlayabilir. Hatta yağın bir kısmı rögarın bir köşesine takılı kalıp öbür boruya hiç ulaşamayabilir. Burada denkleme, "değişik sıvılar = değişik frekanslar" oturtursak... bilmem izah edebiliyor muyum?

Einstein teorilerine de geçmeden olayı şöyle özetlemek istiyorum: Nextgen WBT-0710 Cu araya çok yakın çapta ve aynı kayganlıkta bir boru koyuyor, rögar efektlerini yok ediyor.

Esenlikler

Haluk

 

.